En iyi kocaya mezarlıkta rastlanır

Aşk ve evlilik birçok kitabın, filmin ana teması olduğu halde, boşanma üzerine herhangi bir üretime pek rastlamayız. Ne de olsa boşanma, negatif bir algıya sahiptir. Rahatsız edici duygular yerine arzulanan kalıpların yeğlendiği romantik komedi filmleri de evlilikle biter. Boşanma ise, “SON”dan sonra, perdede, kitapta pek göremeyeceğimiz sahnelerle doludur…

Gazeteci-Yazar Ayla Türksoy’un, boşanma ve bir evliliğin etrafında dönen ayrılık hikâyelerini anlattığı “En İyi Kocaya Mezarlıkta Rastlanır” isimli kitabı, 12 öyküden oluşuyor.

İskenderiye Kitap’tan yayınlanan eserde, kitaba ismini veren hikaye dışında; “Washington Portakal”, “Yeni Bir Hayat”, “İşve”, “Tavuklarla Konuşan Kadın” gibi hikayeler yer alıyor.

Kitapta, özellikle kadınların hayatını kıskaca alan ve boşandıktan sonra da bedel ödetmeye devam eden bildiğimiz kadınlık durumları, hikâyeler ekseninde anlatılıyor. Öykülerde; gelinlik hayali ile büyüyen kız çocuklarının evlendikleri zaman yüzleşmek zorunda kaldığı ailevi ve toplumsal sorunlar, şiddet, erken yaşta evlilik, terk edilme, taciz, evlenilecek erkeği bulmak için yapılan ilginç faaliyetler, en büyük ayrılık sayılabilecek olan ölüm korkusu, kısırlık ve yalnız bırakılma gibi konular işleniyor.

Kitabın önsözünden:
“Kadın açısından ise boşanma, çoğunlukla bir tür kimlik dönüşümü demek. Ömrünün nikahtan önce dönemini eş ve anne rolüne hazırlanarak geçiren, evliliğinde ise bu iki talepkâr kimliğin yanında, kadın ve birey olmanın gerçek anlamından bihaber yaşayan “O kadın” kim olacaktır artık? “Anne”liği kalsa bile, hayat boyu taşıyacağını sandığı eş kimliği, akıp gitmiştir üzerinden. Tabii kadının kimliksiz, yani eşsiz olması, çoğunluk için katlanılamaz bir durumdur ve ona biçilen yeni rol “Dul” olmaktır. Son yıllarda boşanmış kadınların kimliklerinde, “Dul” yerine “Bekâr” yazılıyor olması ise, toplumun yutmadığı hafif bir sakinleştiricidir… “

Kitaptan alıntı:
“Siz en son ne zaman birisiyle seviştiniz?” diye sorsam, çığlık çığlığa beni kapının önüne koyacak olan Abide, özürlü oğlunun yaşayamadığı cinselliği için kuş gibi çırpınıyordu şimdi. Yeni emzirmeye başlayan utangaç annelerin, aylar geçip aslında son derece doğal olan süt verme işini kanıksadıkça, biraz daha pervasızlaşmaya, memesinin görülmesine ilk zamanlar kadar aldırış etmemesine benzettim şimdiki halini…”

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.