Medya ve İntihar

Burhanettin Kaya

İntihara teşvik ediyorsun! Etme!
İntihar, her yıl 800 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine yol açan çok önemli bir halk sağlığı sorunu. Ülkemizde son 10 yılda yaklaşık 29 000 kişi, yalnız 2013 yılında ise 3189 kişi intihar sonucu hayatını yitirmiş. Bu rakamın %27’sini kadınlar, %73’ünü ise erkekler oluşturuyor. Sayılar böyle söylüyor. Bu ölümlerin, kayıpların acısını, üzüntüsünü sırtında taşıyamayan sayılar.

İntihar her daim medyanın gündeminde, farklı mecralarında yer alan bir konu. Her zaman haber değeri var. Nedenselliğini sorgulamadan, olayın kahramanını bu davranışa neyin ittiğini anlamaya çalışmadan, ilgi çekici başlıklarla, görsellerle, bazen manşetten verilen seyirlik bir oyun. Bazen “gösteri” kültürünün öyle bir nesnesi oluyor ki, girişimde bulunan kişiye yardım etmesi beklenen polisi düşme anında zamanı donduran “özçekim” (selfie) fotoğrafı çekme telaşına düşürebiliyor. Ya da intihar anı estetize bir biçimde anime ediliyor. İntihar etme biçimi açık ve anlaşılır biçimde haberin içeriğinde yer alıyor. İntiharı kendinden öte bir araca dönüştürüyor, bir güç kazandırıyor bu olan biten.

Medya bu haberleri ayrıntılı bir biçimde aktarırken ve görsel materyalleri özellikle sık kullanıyor. Medyada intihar vakalarının tüm detaylarıyla, dramatize edilerek, görsel öğeler eşliğinde sunulmasının, intihara eğilimli insan üzerinde olumsuz etkiler yarattığı biliniyor. Hem ülkemizde hem de dünyada medyada intihar haberlerinin veriliş biçimine dikkat edilmediği zaman intihar girişimlerinin arttığını gösteren çok sayıda örnek var. Yıllar önce Boğaziçi Köprüsü’nde intihar girişimi haberlerinin verilmesinin kesilmesinden sonra intihar girişimlerinin azalması, Avusturya’da intihar haberlerinin kısıtlanmasından sonra intihar olgularının azalması gibi örnekler intiharın medyada yer alışı ile gerçekleşmesi arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koyuyor. Biliyoruz ki intihar eyleminin açıkça tarif edilmesinden, medyada ayrıntılı resimler, görüntülerle verilmesinden sonra benzer yöntemi kullanarak gerçekleşen intiharların arttığı bildirilmiştir. İntiharın medyada bu biçimde sunulması sonucunda intihar girişimi ile koşut olarak tehlikeli davranışlarda bulunma sıklığı ve depresyon oranlarında da artış gözlenmiştir.

Yazılı, görsel ve sosyal medyada intihar haberlerinin bu denli sıklıkla yer alması haber etiği açısından tartışılması gereken bir konu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluklar Bildirgesi’nde “İntihar olayları hakkında haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır” denilmektedir. Ancak çoğu zaman bildirgeye uyulmadığı görülmektedir. Diğer ülkelerde de haber ve habercilik etiği açısından belirlenmiş kurallar, bunun yanında birçok ülke bu alanda etik sorunlar, etik tartışmalar vardır. Ama medyanın küresel kapitalizmin yeni bir kar elde etme mecrası olması, medya sahipliğinin değişmesi, farklı üretim alanlarında faaliyet gösteren holdinglerin yeni medya patronları olması tüketime hizmet eden bir habercilik anlayışının gelişmesine yol açıyor. Artık toplumda farkındalık yaratmak, kamuoyunu bilgilendirmek, bilinçlendirmek, yaşanan üzücü olayların sonlanması için bir baskı gücü yaratmak, yani 4. güç olmak için değil, ürünü daha çok satmak, reklamı daha çok izletmek için haber kuruluyor. Cinsellik ve şiddet haberleri bu açıdan özellikle önemli medya için. İntihar haberleri de bu açıdan en çok suiistimal eden haberlerden oluyor.

Bunun hem en özgün, hem de yabancılaşmış örneklerini medyanın önemli bir mecrası olan “reklam” da görüyoruz. Eğer bir ürünü sattıracaksa intihar eylemi bir reklamın ana unsuru olabiliyor. Örneğin, yeni LED tv ler çıkınca bu güzelliğe katlanamayan ya da yeni dijital yayıncılığın full HD netliğine erişemeyen eski “LED” tv’lerin (klasik tüplü değil dikkatinizi çekerim) çeşitli biçimlerde kendini öldürmeleri gibi. Televizyonlar yüksekten atlıyorlar, kendilerini asıyorlar, tek kurşunda yaşamlarına son veriyorlar, tren raylarına bırakıyorlar bedenlerini. Ve daha bir sürü. Bir örneğe, rol modele dönüşüyorlar. Ya da yeni çıkan bir otomobil modeli karşısında eski arabalar topluca intihar ediyorlar. Reklamı izletebilmek, ürünü satabilmek için insanın her türlü ölümü bu kurgunun nesnesine kolaylıkla dönüştürülüyor.

Yine diziler, sinema filmleri buna benzer biçimde yaratıcı intihar sahneleri ile süslenebiliyor. Bu semenin “görsel efekt” sektörünün bir başarısı olarak ta görülebiliyor. Sadece gösterilene değil gösterilenin ötesinde, onun bir uzantısı olan zihinsel tasarıma fırsat veren, imgeler yaratan bir görsellik kurgulanabiliyor.

İntihar açısından giderek önem kazanan bir diğer mecrada sosyal medyadır. Hem hızlı ve yayılan etkisi, hem de bu etkinin denetlenememesi acısından son derece önemli bir mecra. İzleyenlerin demografik özellikleri dışında aktarılan bilginin parçalılığı, referanslarının belirsizliği ve yetersizliği etkisini daha önemli kılıyor. Medya okuryazarlığı gibi sosyal medya okuryazarlığı, sosyal medyayı etkili ve doğru biçimde kullanma becerisi geliştirilmesi gereken bir gündem konusu artık. İntihar haberleri sosyal medyada da sıklıkla yere alabilir. Örneğin yakın zamanda intihar edeceğini internete yüklediği bir video ile duyuran ve sosyal medyada paylaşan, intiharı önlenemeyen M.P. gibi. Bu kişinin intihar öncesi video çekim görüntüleri özellikle sosyal medya başta olmak üzere tüm medyada yaygın biçimde gösterildi. Milyonlarca kişi tarafından izlendi. Kimlerin, hangi yaş grubunun, hangi riskli grupların izlediğini bilmiyoruz. Ama bu videonun içeriğine bakıldığında yaşadığı umutsuzluğu değiştirilemez, aşılamaz gösterdiği, çaresizlik ürettiği, kimi zaman doğru tespit ettiği sorunların üstesinden gelinemeyeceği, ölmekten başka seçenek kalmadığı gibi, izleyenler, özellikle ergenler tarafından kolaylıkla onaylanacak, benimsenecek bir algı, bir bilişsel süreç oluşturduğu görülmektedir. Ayrıca bu tür videolarda nasıl intihar edileceğinin betimlenmesi örnek olma, taklit edilme özelliği kazandırmaktadır. Ayrıca medyada sunulan bir şiddet görüntüsü, insanları etkilemekten, örselemekten öte bu düşünceyi onaylayan, bu eylemi gerçekleştirme eğilimi olan bireylerde bunun yapılabileceği, gerçekleşebileceği algısı yaratır. Bu da akılda tutulmalıdır.

Ek olarak, intihar eden kişinin hayat öyküsünün medyada ayrıntılı biçimde yer alması, dramatik biçimde öyküleştirilmesi, intihar öncesine ait aile ve kişisel fotoğraflarının yayınlanması da kişisel hakların gizliliği ilkesini ihlal eden bir durum olarak etik bir sorun yaratmaktadır.

Yapılması gerekenler
Yapılması gerekenler neler? Medya intihar haberi yapmadan önce azami çekinceyi göstermeli, haber yapılacaksa; yalnız gerekli bilgilerle yetinilmeli, yönteme değinilmemeli, en basit ve yoksun bilgilerle, ayrıntılara değinilmeden haber yapılmalı, intihar davranışına yönelik alternatifler vurgulanmalı ve intihar hiçbir zaman hiçbir biçimde yüceltilmemelidir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği intihar haberlerinin medyada yer alması ile ilgili kurallar bir an önce uygulanabilir hale getirilmelidir.

· Haberde intihar eden bireyin ölme kararında rol oynayan psikososyal nedenler aydınlatılmalı, altta yatan bir psikiyatrik hastalık varsa mutlaka belirtilmelidir. İntihara yol açan depresyon, madde bağımlılığı ve diğer ruhsal bozuklukların tedavisinin olduğu vurgulanmalı, nasıl yardım alınacağı konusunda bilgi verilmelidir. Haberler kişilerarası ilişki güçlükleri ve çatışmalarda çözüm yollarını örneklerle gösteren, anlaşılır kılan yol gösterici haberler biçiminde verilmelidir.

· İntihar, haberlerde cesur bir davranış olarak sunulmamalıdır. Haber ilk sayfalarda yer almamalı, resimli, renkli ve manşet olmamalı, intihar yönteminin ayrıntıları verilmemelidir.

· Olay romantik ve gizemli bir davranış olarak sunulmamalı, estetize ve romantize edilmemelidir.

· İntihar hiçbir durumda bir çözüm yolu olarak gösterilmemelidir.

· İntihar girişimlerinden sonra meydana gelebilecek ağır bedensel sorunlar, beyin hasarı, felç, sakatlıklar, kayıplar vs. tanımlanmalı, haberi içeriğinde caydırıcı bir şekilde kullanılmalıdır.

· İntiharlar bir problem çözme yöntemi olarak sunulmamalı, bunu destekleyecek, vurgulayacak ya da çağrıştıracak bir söylem kullanılmamalı, dile çok dikkat edilmelidir. “Elele intihar, buluştular” gibi ifadelerden, “köprüden atlayarak.., denize atlayarak.., beylik silahıyla intihar etti, kendini boşluğa bıraktı, ilmiği köprünün korkuluklarına bağladı” biçimindeki tanımlamalar kullanılmamalıdır.

· Bunun yanında sorunlarla başa çıkmada başka etkili çözüm yolları olduğu, bu çözüm olanaklarına erişememe durumunda bu istenmeyen bu sonucun ortaya çıktığı belirtilmelidir.

· İntihar eden kişiye ilişkin özenilebilecek kimi nitelikler, dikkat çeken özellikler ve bu bireye özel statü kazandıracak öğeler içeren sunumlardan kaçınılmalıdır.

· İntihar eden kişiye bu davranışıyla bir ün kazandırılmamalı, intiharın ün kazanmak için kullanılabilecek bir yol olduğu mesajı verilmemelidir.

· Haberlerde bireylerin intihar düşünceleriyle baş etmelerine yardımcı olabilecek kurumlar ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verilmelidir.

· Tercihen yalnızca ölümle sonuçlanan intihar davranışı haber yapılmalı ve haber kısa, resimsiz, intihar yöntemi bildirilmeden verilmelidir.

· Nasıl intihar edilebileceğini gösteren, intihar etme yol ve yöntemlerini gösteren ayrıntılı intihar haberlerinden sakınılmalıdır.

· Olay hiçbir şekilde geniş ve tekrarlayan biçimde haberleştirilmemelidir.

· Yerel medya ve sağlık kurumları arasında sürekli bir ilişki ve işbirliği sağlanmalıdır.
Medyanın tüm mecralarında yer alan intihar haberleri sıraladığımız evrensel ilkeler çerçevesinde yeniden gözden geçirilmeli, hiç zaman yitirmeden, yeni bir ölümün acısı ve yasını gerçek kılmadan yazılı ve görsel materyallerin yayımının durdurulması, intiharı özendiren ve intihar yöntemlerini gösteren internet sitelerine erişim engellenmesi gerekmektedir.

İntihar önlenebilir bir ölüm nedenidir. Medya bu ölümleri özendirmek için değil önlemek için, insanlık için, umudu büyüten ve yeşerten bir hayatı kurmak, gerçek kılmak vardır, var olmalıdır.

Burhanettin Kaya, Mehmet Yumru

Psikeart Dergisi 37. sayısında (Ocak-Şubat 2015) yayınlanmıştır

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.